• BIST 104.275
  • Altın 145,568
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1864
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 19 °C

NECİP FAZIL' ın KALEMİNDEN "KURTARICI"

NECİP FAZIL' ın KALEMİNDEN "KURTARICI"
Bu kurtarıcı, tek kelimeyle, İslâmın bütün saffet ve asliyeti içinde gerçek temsilcisi ve onun bugünkü ve yarınki dünyaya tam hâkim tatbikçisi olmaktan başka bir hüviyete sahip bulunmayacaktır.

KİM BU “KURTARICI”?...

Beklenen kurtarıcıyı soruyorsunuz!..

O, şu anda, hangi babanın sulbünde, hangi annenin rahminde, hangi dairenin sandalyesinde, hangi yüksek, orta veya ilk mektebin sınıfında, hangi alay, tabur veya bölüğün başında, hangi câminin tenha köşeciğinde, hangi kütüphanenin münzevi bucağında, nerede, nerede bilmiyorum! Seçimle mi gelir, yığınla mı görünür, yepyeni bir teşekkülle mi erişir, paraşütle mi atlar, uçan daireyle mi iner, nasıl, nasıl bilmiyorum! Âleti kalem midir, kılıç mıdır, nefes midir, aşı iğnesi midir, ilaç şişesi midir, nedir, nedir bilmiyorum.

Riyazi kat’iyet halinde bildiğim bir şey varsa, o da, tarihi binlerce yılı kuşatan bu şerefli milletin, en büyük şerefi İslâmda bulması gibi, imânını ve şevkini tazeleyici bir kahraman beklediği, aradığı ve onu mutlaka bulacağıdır.

Evet bildiğim tek şey, bu vatanın, cemaat, nebat, hayvan, insan, bütün kadrosuyla kurtarıcısını beklediğidir. Yanık başak yağmuru, sancılı hasta ilacı, mâsum tutuklu adaleti, deli âşık sevgiliyi nasıl gözlerse, Türk milleti kurtarıcısını öyle gözlüyor.

Bu öyle bir bekleyiş ki, gelen ve gelmesi mümkün görünen hiç kimse olmasa bile, içindeki cezbetme kuvvetiyle ona vücut verebilir, onu doğurabilir, yetiştirir, geliştirir ve eriştirir. Yalnız istenişteki ve beklenişindeki şiddet yüzünden ana rahminde teşekkül edecek kahraman… Onu bekliyoruz…

Bu kurtarıcı Kanuni Sultan Süleyman devrinin arkasından, hattâ o devirle başlayan vecd ve aşk yoksunu, hikmet ve incelik düşkünü kaba softalar ve ham yobazlar elindeki kısırcılık ve posacılık gidişine aykırı olacak ve her biri nâmütenahi mukaddes dış ölçülerin, zâhiriyle beraber bâtınlarını, ruh ve mânalarını savunacaktır.

Bu kurtarıcı, nice yükseliş ve alçalışlardan sonra, nihayet Cumhuriyetle kemâle eren, deri üstünden taklit, şahsiyetini Batıya teslim ve tohumunu inkâr cereyanına, kollarını iki yana makas gibi açarak “dur” diyecektir.

Bu kurtarıcı, Batıyı, bütün iç buhranları içinde en çilekeş Batılıdan daha derin kavramış, Doğuyu da olanca zayıf noktaları ve gizli kuvvetleriyle hecelemiş olarak, iki dünya arasındaki mahsup sırrını, elinde, topyekün insanlığın beklediği bir meşale gibi taşıyacaktır.

Bu kurtarıcı, milletin duraklama, gerileme ve alçalma devirlerinden gelen sahte kahramanlarla gerçeklerini, tepside pirincin kendisiyle taşını ayırd edercesine eleyerek ve Türk Milletine bir asırdır pilav yerine taş yedirenlerin foyasını meydana çıkarıcı ölçüyü getirecektir.

Bu kurtarıcı, tarihin, imânın, ahlâkın, batırılan milli müesseselerin hakkını arayacak, hakikati koruyacak, evi, aileyi, kadını, çocuğu, mektebi, tarlayı, fabrikayı, hükümet kapısını, adalet kürsüsünü, ordu mekanizmasını öz temelleri üzerine oturtacaktır.

Bu kurtarıcı, tersi dönüşümlerin ilericilikte kaybettiğiyle gericiliky-te göremediğini mertek gibi gözlere sokacak, ruhu kalkındıracak, maddeyi ruh emrinde süsleyecek ve bu ulvi nizamı bozucu her şeyi yerle bir edecek, silip süpürecektir.

Bu kurtarıcı, Batının, kendisine devâ, bize zehir diye sattığı bütüm metâlarını ona iade edecek, demokrasiyi geldiği yere gönderecek, kapitalizmayı (ülser) ve komünizmayı (kanser) sayacak, bütün Batılı içtimai ve iktisadi mezheplerin yüzüne tükürecek, âlemde sonu (izm) edatıyla biten ne kadar sistem varsa kendisini değil de arayıp bulamadığının İslâmda olduğunu mahyalaştıracak, Batı adına sadece müsbet bilgiler ve aklın maddeyi tefahhus  hakkından başka hiç bir şeye değer vermeyecek ve böylece 20 nci Asra, hasret çektiği nizamdan en parlak örneği verecektir.

Bu kurtarıcı, tek kelimeyle, İslâmın bütün saffet ve asliyeti içinde gerçek temsilcisi ve onun bugünkü ve yarınki dünyaya tam hâkim tatbikçisi olmaktan başka bir hüviyete sahip bulunmayacaktır.

Batışımızdaki dehşete denk bir çıkış ve yükselişlerle bizi kurtaracak kahraman…

İlâhi adalet ve kanunlara göre…

Mutlaka gelecektir.

Bu millet kalacağına göre, o gelecektir!

 

NECİP FAZIL

Milli Türk Talebe Birliği 1965 tarihli hitabesinden

Büyük Doğu Yayınları / HİTABELER  syf 178-179

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ak Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 4445630 Faks : +90 332 3516680