• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -2 °C

DAVUTOĞLU "SONUNA KADAR DEVAM" DEDİ

DAVUTOĞLU "SONUNA KADAR DEVAM" DEDİ
Başbakan Davutoğlu, "Türkiye'de meşru silahlı güçler dışında ki var olan bütün silahlı gruplar tasfiye edilene kadar operasyonlar kararlılıkla sürecek" dedi.

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye'de meşru silahlı güçler dışında ki var olan bütün silahlı gruplar tasfiye edilene kadar operasyonlar kararlılıkla sürecek" dedi.

NTV'de soruları yanıtlayan Başbakan Davutoğlu, "Bir taraftan bizi oyalayarak bir süreç işletmek sonra da ayaklanma çağrıları yapmak bir değil, iki değil. Kobani'de ayaklanma çağrısı yapan Demirtaş'tı. 7 Haziran'dan sonra da yapan Figen Yüksekdağ'dır. Şimdi nasıl bir iyi niyetten bahsedebiliriz? Neyi yapacaklar, neyi görüşecekler? Çok açık ve net söylüyorum, Türkiye'de meşru silahlı güçler dışında ki var olan bütün silahlı gruplar tasfiye edilene kadar bu operasyonlar kararlılıkla sürecek, Çözüm Süreci de halkımızla yürüttüğümüz bir süreçtir, o da yürür" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun konuşmasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

"Şu isimler Abdullah Gül'e yakın, şu isimler Davutoğlu'na yakın, şu isimler Sayın Cumhurbaşkanı'na. Bunlar doğru tasnifler değil. Baktığınızda, bu isimlerin geçmişte en zor dönemlerden nasıl omuz omuza çıktıklarına herkes şahittir. Böyle kategorilerle tasnif etmeye kalkarsak, işte tam de ben bunu engellemek için 'AK Parti'nin kaderi Türkiye'nin kaderidir' diyorum. Eğer biz AK Parti'nin içinde ikincil kaderler oluşturmaya başlarsak, Allah korusun yani şunların kaderi, bunların kaderi, diğerlerinin kaderi birbirinden ayrıdır gibi bir şey oluşturulma çabaları olursa, işte o zaman AK Parti'nin kaderi de etkilenir, Türkiye'nin kaderi de etkilenir."

"Herhalde Bülent Bey'i kast ediyorsunuz? Ama bunlar AK Parti kadroları içinde tabiki bu tür iç muhasebe niteliği taşıyan açıklamalar olabilir. Bunları dikkatlice gözönüne almalıyız."

"Ben siyasi yapıda, en önemli birleştirici unsurun aidiyet bilinci olduğu kanaatindeyim. İnsanların oraya ait olduklarını hissetmeleri lazım. 12 Eylül ve 28 Şubat süreçleri aidiyet hissiyatını zayıflatmış, hatta kısmen yok etmiştir. Biz o aidiyet bilincini tekrar kurduk. Türkiye'de bu demokratikleşme adımları atılırken, Irak ve Suriye'de otoritenin ortadan kalkması suretiyle orada biriken silahları vesaireyi, Türkiye'ye değişik illegal yollarla sokup, bazı yerlerde depolama cihetine gidiliyorsa, işte o andan itibaren 'barış, Çözüm Süreci' demek terörü destekleyen çevreler açısından anlamını kaybeder."

"Silahlı Kuvvetler alan hakimiyetini kesinlikle sağlayana kadar her yerde operasyonlar devam edecek. Bu konuda hiç bir tereddüt olmasın. Seçime gidiyoruz, şu olur, bu olur. Seçimler ülke huzuru içindir ve onun için yapılır. Eğer herhangi birileri ülke huzurunu yok edecek şekilde eylem içine girmişlerse ona karşı tedbir almak konusunda hiç bir şeyden kaçınmayız."

"Doğu ve Güney Doğu'da yaşayan vatandaşlarımız, gür bir sesle terör örgütüne ve bunu destekleyenlere dönüp; '90'lı yıllarda şikayetçi olduğumuz her şeyi siz yapıyorsunuz. Faili meçhulleri siz yapıyorsunuz. Yol kesmeleri ve orada baskıları siz yapıyorsunuz. Yayla ve mezraları siz barış içinde kullanılabilecek halden çıkartıyorsunuz. Siz haraç topluyorsunuz' diyip, Türkiye'deki demokrasiyi desteklemeli."

"HDP'ye oy veren vatandaşlarımızı tahkir eden ifadeyi doğru bulmam. HDP'ye, CHP'ye, MHP'ye oy veren vatandaşlarımızın herhangi bir şekilde rencide edilmesine sebebiyet verilmesini mazur görmemiz mümkün değil."

"Bizim hasmımız terör örgütüdür. HDP'nin hasım mı rakip mi olacağı terör örgütüne vereceği veya vermeyeceği tepkiyle bağlıdır. HDP siyasi parti olarak davranırsa bizim rakibimizdir, terör örgütünü meşru kılar, destek verir, onun arkasında durursa o zaman bizim değil, milletin hasımı haline gelir. HDP'ye oy veren seçmenler ise ne niyette ve hangi sebeple oy vermiş olursa olsun bizim için kutsaldır."

"Şehit haberi verilmesi olabilecek en ağır sorumluluk alanlarından biridir. Kaymakam ya da vali orada haber veren bir postacı değildir. Onlara yukarıdan konuşma hakkına sahip olan bir yetkili de değildir. Oraya gidip acıyı paylaşmak, acıyı paylaştıktan sonra da 'emriniz, talimatınız nedir' diye sormakla yükümlüdür. Oraya gideceksiniz, yanınızda da kameralar olacak, bunu kabul etmek mümkün değil. Ben gerekli soruşturmanın derhal açılması talimatını verdim."

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ak Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 4445630 Faks : +90 332 3516680